Türkiye’nin Ar-Ge Harcamaları Artırılmalı!

AR-GE (Araştırma ve Geliştirme) kelimesi son zamanlarda sıkça kullanılmakla beraber herkes tarafından çok farklı yorumlanabilmektedir… Kimilerine göre AR-GE yeni bir ürün üretmekken, kimilerine göre salt bilimsel çalışmalar yapmaktır. Tanım olarak ise AR-GE, bilimsel ve teknik bilgi birikimini artırmak amacıyla, sistematik bir temele dayalı olarak yürütülen, yaratıcı çaba ve bu bilgi birikiminin yeni uygulamalarda kullanımıdır.

Gelişmiş sanayi ülkelerinin yer aldığı OECD’ye göre AR-GE üç farklı uygulamayı  bünyesinde barındırır;

  1. Temel araştırma (basic research): Belirli, özgün bir uygulama veya kullanım düşünülmeden, kuramsal veya deneysel çalışmalarla olguların ve gözlemlenebilir durumların altında yatana ilişkin yeni bilgi edinmeye denir.
  2. Uygulamalı araştırma (applied research): Uygulamalı araştırma da özgün bilgi üretmeye yöneliktir. Ana hedef olarak doğrudan özgün ve pratik bir amaç içerir.
  3. Deneysel geliştirme: Araştırma ve/veya pratik deneyimden edinilmiş ve halen varolan bilginin üzerinde yükselen, ancak yeni materyaller, ürünler, devreler üretmeye; yeni süreçler, sistemler hizmetler oluşturmaya veya halen üretilmiş veya oluşturulmuş olanları büyük ölçüde iyileştirmeye yönelik sistemli çalışmalardır.

Küresel yarışta firma ve kurumların yerlerini belirleyen ana parametrelerin başında inovasyon kapasitesi ve yenilikçilik performansı gelmektedir.
İnovasyon kapasitesi ve yenilikçilik performansı ise;

1. İş süreçleri ve yöntemleri ile ilgili geliştirilen inovasyonlar,
2. Çevresel koşullardan dolayı yönetim mantalitesinde ve yapısındaki yenilenmeler,
3. Yeni ürünlerin ve servislerin kalitesi,
4. Yeni ürünlerin ve projelerin sayısı,
5. Mevcut ürün çeşitliliğinde yeni ürünlerin yüzdesi,
6. Patentli veya patentlenebilir ürünlerin sayısı gibi 6 unsur ile ölçülmektedir.

Firmalar gibi ülkelerinde Ar-Ge ve inovasyon kapasiteleri ve yenilikçilik performansları var.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye’nin toplam Ar-Ge (Araştırma-Geliştirme) harcamalarını her yıl yayımlıyor. 18 Kasım 2016’da da memleketin 2015 yılı Ar-Ge harcamalarını açıklayan bir bülten yayımladı TÜİK. 2015 yılında Ar-Ge’ye Türkiye’deki özel sektör, kamu ve üniversiteler toplam 20 milyar 615 milyon lira harcamış. Bu da yaklaşık 6 milyar dolar civarında.
Dünya firmalarının Ar-Ge harcamaları konusunda ise PriceWaterhouse Coopers (PwC), her yıl şirketlerin Ar-Ge harcamalarının listesini yayımlıyor.

Bu listeye göre Ar-Ge harcamalarında başı çeken ilk beş firma şöyle;

1. Volkswagen:  15,3 milyar dolar
2. Samsung:  14,1
3. İntel:  11,5
4. Microsoft:  11,4
5. Roche 10,8

2015 yılı tablosuna yakından baktığımızda birinci sırada Volkswagen var. Yıllık Ar-Ge harcaması tutarı 15.3 milyar dolar. Tek başına Alman Volkswagen şirketinin yıllık Ar-Ge harcaması tutarı, Türkiye’nin yıllık toplam Ar-Ge harcamasının 2.5 katı kadar.Yine tek başına Samsung firmasının yıllık Ar-Ge harcamaları Türkiye’nin yıllık Ar-Ge harcamalarının iki katından daha fazla.Tek bir firmanın ülkemizin Ar-Ge ve inovasyona ayırdığı payın iki mislini bu konuya ayırıyor olması, bizim açımızdan trajik bir durum. Büyük bir ülke olarak rekabette ana belirleyici olan Ar-Ge ve inovasyon payının bu kadar düşük olmasının dünya firmalarıyla yarışta onlarla nasıl boy ölçüşebileceğimiz sorusunu, şapkamızı önümüze alıp düşünmemizde fayda var.

Özel ve kamu kurumlarımızın inovasyon aksiyonları bildik sahne konuşmalarını aşmıyor maalesef. Ve artık insanları geleneksel girişimcilik hikâyelerine sıkıştırmanın getirisinin sıfırlandığını anlamak için biraz daha beklememiz gerekiyor, herhalde. Aklın sınırlarını zorlayan gelişme ve yeniliklere odaklanmak, girişimcilerin ana hedefi olurken geliştirilen bu projelere destek mekanizmalarını üretmekte özel sektör ve kamuya ait olmalı.Dünya ekonomisinin üçte biri son beş yılda ortaya çıkan ürünlerden geldiği bilinmesine ve yine filozofların önümüzdeki beş yılda üçte ikisinin son beş yılda ortaya çıkan ürünlerden geleceğini söylemesine rağmen nasıl oluyor da bizler hala geleneksel alanlara yönelik geliştirmeler içinde oluruz; anlamak zor gerçekten. Dolayısıyla ülkemizin Ar-Ge ve inovasyon stratejisini tekrar gözden geçirmesinde fayda var. Yani GSYİH’dan Ar-Ge ve inovasyona 0,8 civarında bir pay ayırıyoruz. Bu pay ilerlemiş ülkelerde %3 civarında. Ürettiklerimizden kâr elde edemiyoruz ki ettiğimiz kârlardan Ar-Ge ve inovasyona pay ayıralım.

Avrupa, Amerika’dan daha fazla Ar-Ge yatırımı yaptığını ancak geri dönüşüm açısından Amerika’dan daha geride olduğunu gördüğü yıllarda, bunun önemini fark etmiş ve inovasyonun ticarileştirilmesinin de en az gerçekleştirilmesi kadar önemli olduğunun farkına varmıştır.Avrupa paradoksu olarak da nitelendirilen bu olay, yeniliğin sadece Ar-Ge’den ibaret olmadığını açıkça gözler önüne sermesine rağmen bazı ülkeler ve işletmeler bunun öneminin henüz yeterince farkına varamamışlardır. Oysa inovasyonları başarılı bir şekilde ticarileştiremeyip; ondan yeterli sosyal ve ekonomik katma değeri elde edemediğinizde hem rekabetçilik açısından hem de kullanılan kaynakların etkinliği ve verimliliği açısından dezavantajlı bir durumda olacağınız açıktır.

Ülke olarak Ar-Ge ve inovasyonda öne geçmek için odaklanılmış inovasyon stratejisine ihtiyaç vardır. Bu anlamda her ülkenin odaklanılmış inovasyon stratejisi vardır ve bu alana yönelik yatırım yapmaya da devam ediyorlar.

Ülkemizin de kritik inovasyon alanlarına yönelik analiz çalışmalarını yapıp hangi alanda yarışa katılabileceğini acilen belirlemesi gerekmektedir.

Geleceğin stratejik inovasyon alanları;

1. Bilgi ve iletişim teknolojileri,
2. Biyoteknoloji ve gen teknolojileri,
3. Nanoteknoloji,
4. Mekatronik,
5. Üretim süreç ve teknolojileri,
6. Malzeme teknolojileri,
7. Enerji ve çevre teknolojileri,
8. Tasarım teknolojileri.

İnovasyonda öne geçmek isteyen firma ve kurumların inovasyonun karakterini iyi bilmeleri gerekmektedir.Bu bağlamda inovasyonun 10 temel özelliği bulunmaktadır:

1. Safhalandırılması gerekir,
2. Fırsat odaklıdır,
3. İçeride veya dışarıda olabilir, Dışarıdan iş birliği gerektirir,
4. Çeşitlilik ister,
5. Riskli bir süreçtir,
6. Girişimcilere ihtiyaç duyar,
7. İlave seçenekler sunar,
8. Değişim gerçekleştirir,
9. Sürdürülebilir olması için dengelenmiş değer sürücülerine ihtiyaç duyar,
10. Üst yönetimin desteğine ihtiyaç duyar.

Efor Patent, Buluşlarınızın Patent tescilinin yapılması ve hukuki korunmasında  hizmetlerinizde güçlü çözüm ortağınızdır.