Ar-Ge Nedir?

 

AR-GE, bilimsel ve teknik bilgi birikimini; mevcut teknoloji ve literatüre yeni ürünler, prosedürler ya da hizmetler katarak, sistematik bir temele dayalı olarak yürütülen, yaratıcı çaba ve bu bilgi birikiminin yeni uygulamalarda kullanımıdır.

 

Günümüzde AR-GE faaliyetleri; üniversitelerde, özel sektörde ve kamu kuruluşlarında yürütülmeye devam edilmektedir.

AR-GE üç farklı başlık altında toplanabilir;

 

1)Temel araştırma (basic research): Belirli, özgün bir uygulama veya kullanım düşünülmeden, kuramsal veya deneysel çalışmalarla olguların ve gözlemlenebilir durumların altında yatana ilişkin yeni bilgi edinmeye denir.

 

2)Uygulamalı araştırma (applied research): Uygulamalı araştırma da özgün bilgi üretmeye yöneliktir.

 

3)Deneysel geliştirme: Araştırma ve/veya pratik deneyimden edinilmiş ve mevcutta bulunan bilgiyi temel alıp ona ek özellikler katarak yükselen, ancak yeni çıktılar, ürünler, malzemeler üretmeye, yeni süreçler, sistemler, hizmetler oluşturmaya veya mevcut olanları büyük ölçüde iyileştirmeye yönelik sistemli çalışmalardır.

 

AR-GE’ yi diğer faaliyetlerden ayıran en temel unsur, bilimsel veya teknolojik belirsizliğin olduğu durumlarla ilgili olup bu belirsiz durumlar için çözüm arıyor olmasıdır. Mevcut belirsizliği çözmek için bazı AR-GE faaliyetleri yeni ürün geliştirmeyi veya bu ürünün geliştirilebilmesi için altyapı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda üretim yapılırken en başta dikkat edilen noktalar; Mevcut bir ürünün daha etkin ve ucuz üretilmesi ya da ileride üretilmesi planlanan ürünlere kaynak ayırmaktır. Bazı AR-GE faaliyetlerinde hedef yeni bir ürün geliştirmek veya geliştirilmesine bilimsel altyapı sağlamaktır.

 

AR-GE’nin Önemi

 

Teknolojiyi elinde bulunduran ve böylelikle gelişmiş bir sanayiye sahip olan ülkeler, üçüncü dünya ülkelerini giderek kendilerine daha fazla bağımlı hale getirmektedir. Ülkemizin bu gelişmiş ülkeler sınıfında yer alabilmesi için de teknoloji geliştirmeye, yenilikçi ürünler üretmeye, inovasyon çalışmalarını arttırmaya şiddetle ihtiyacı vardır.

 

Geliştirilen yenilikçi ürün, düşünce ve faaliyetlerinin patent ile korunması da en az yenilik üretmek kadar önemlidir. Patent ile korunmayan yeniliklerin mülkiyeti korunamadığı gibi fikir hırsızlığına da olanak vermekte, ARGE faaliyetleri için ayırılan bütçenin boşuna tüketilmesine neden olabilmektedir.

 

Türkiye’nin gelişmiş ülkelerle rekabet edebilmesi ve ekonomik olarak tam bağımsız bir ülke olabilmesi, ancak akıllıca yönetilen AR-GE faaliyetleri ile mümkündür. Sadece tüketen değil aynı zamanda üreten ve ürettiği değerleri bilinçli bir şekilde koruyup onlara sahip çıkabilecek bilince sahip bir toplum olabilmek ve bu anlamda farklılaşabilmek için AR-GE’ ye dayalı ekonomi politikaları uygulanmalıdır. Bu nedenle yönetim stratejimiz AR-GE olmalı ve AR-GE’ nin çıkışı olan yenilikler patent ile korunmalıdır.

 

Hayatımızın her aşamasında yer alan AR-GE çalışmaları doğrudan yaşam kalitemiz ve mevcudiyetimiz ile ilgilidir. AR-GE’ ye verilen önem, bilinç ve başarılı yönetim politikaları sayesinde ülkemiz hızlı bir şekilde ivmelenip ekonomisini mevcut durumunun en az 3-4 katına katlayabilir.

Dünyada yaşanan krizler incelendiğinde ortaya ilginç bir sonuç çıkmaktadır. AR-GE’nin krizlerden etkilenmeyip aksine kriz zamanlarında daha çok getiri sağlayan bir faaliyet alanı olduğu görülmektedir. AR-GE yatırımlarına (araştırma, geliştirme, tescil vb.) harcanan paranın kısa vadede olmasa bile orta ve uzun vadede çok daha fazlasıyla geri döndüğü yapılan istatistikler sonucu alenen görünen, su götürmez bir gerçektir.

 

Türkiye’de Ar-Ge

Ar-Ge & Patent & Teşvik

Bilindiği üzere Türkiye son yıllarda marka başvuru sayısı ile fikri ve sınaî haklar alanında aşama kaydetmiş ve birçok Avrupa ülkesini geride bırakmıştır. Ancak Türk firmaların Ar-Ge’ye verdiği önem her geçen gün artmasına rağmen bu durum patent başvurularına yansımamıştır.

 


Neden patent başvurusu yapmak gerekir? 

 

Patentin tanımından yola çıkacak olursak, patent teknikte belli bir alanı kendinize ayırmanız ve dolayısıyla bu alana sizin izniniz olmadan başkasının girememesi olarak ifade edilebilir. Başka bir ifadeyle, patent koruması, başkalarının buluşunuzdan yararlanmasını sınırlandırmaktadır. Yani buluş sahibine ‘kanuni tekel hakkı’ sağlamaktadır.

 

Diğer taraftan, günümüzde önemli bir sorun olarak karşımıza çıkan ve özellikle içinde bulunduğumuz kriz nedeniyle oldukça artan taklitçiliğin önüne geçmenin en etkin yolu, yine sağladınız patent koruması ile olabilmektedir.

 

Üzerinde durulması gereken diğer bir husus ise, ekonomik kriz nedeniyle zor durumda olan firmaların, bu ortamda TÜBİTAK, TTGV ve KOSGEB gibi kurumların verdiği teşviklerden yararlanmalarıdır. Bu şekilde başvuru sahibi patent maliyetinin bir kısmını geri alabilmektedir.

 

 

Kısaca; TÜBİTAK, TTGV ve KOSGEB vb. kuruluşların sağladığı hibe, teşvik veya krediler sayesinde çok düşük maliyetle Ar-Ge faaliyetlerinizin patent korumasından faydalanmasını sağlayabilir, böylece sarf ettiğiniz zihinsel ve fiziksel emeğinizin karşılığını alabilir ayrıca nakit sıkıntısının yaşandığı kriz ortamında firmanıza çok pratik bir finans kaynağı yaratmış olursunuz.

 

AR-GE Problemleri

 

AR-GE faaliyetlerinin temel problemleri aşağıdaki gibi sıralanabilmektedir:

 

– AR-GE çalışmalarının tamamının başarılı olma şansı yoktur. Bu durumda AR-GE çalışması olumlu veya olumsuz sonuçlar üretebilecek ya da sonuç üretemeyecek riskli bir çalışmadır.

– Bunun yanında AR-GE çalışmaları nitelikli iş gücü ve yüksek teknoloji ekipman gerektirebileceği için oldukça yüksek maliyetli de olabilmektedir.

– Tüm bu durumlar göz önüne alındığında AR-GE çalışması sonucu çıkar elde edecek bütün odakların bahsettiğimiz bu riskleri ortak olarak yüklenmesi gerekmektedir.

 

Devlet bu noktada çıkar elde edecek bir odak olarak Teknoloji Geliştirme Bölgeleri aracılığıyla AR-GE riskini paylaşmaktadır.

 

Doğru belirlenmiş AR-GE yönetim stratejileri ve AR-GE faaliyetleri sonucunda doğmuş yenilikler aracılığıyla ekonomimize önemli derecede katkı sağlayıp ülkemizi ileri refah düzeyine ulaştırabilir, tescillenmiş buluşlarımız sayesinde de hem yenilikçi projelerimizin korunmasını sağlayarak kaynak israfını engelleyip hem de prestijimizi arttırabiliriz.

Leave a Reply