Avrupa Birliği ve Türkiye’de Tasarım Hukuku Kapsamında Otomobil Tasarımlarının Korunması

Günümüzde yapılan araştırmalar neticesinde, kalite, marka ve fiyat kıstaslarının yanı sıra, tüketici tercihleri üzerinde ürünlerin dış görünüşlerinin de son derece etki yarattığı görülmektedir.  Bu nedenle,  sınırların netliğini kaybettiği küresel rekabet şartlarında, tasarım sahipleri, sürekli değişim gösteren insan ihtiyaçlarına cevap verebilen, gelişime ayak uydurabilen,  ergonomik ve estetik niteliğe sahip tasarımlar ortaya çıkararak sektörlerinde farklılık oluşturabilmektedir.

Birçok sektörde olduğu gibi Otomotiv Sektöründe de yapılan yatırımların, sarf edilen emeğin ve ürüne dönüşen fikrin korunmasının önemi bu noktada ortaya çıkmaktadır. Birer fikir ürünü olan tasarımın, sadece tasarımcısı tarafından üretilebilmesi için Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında 554 sayılı KHK çerçevesinde Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescil işlemleri gerçekleştirilebilmektedir.

İlk olarak 1711 yılında Fransa’da başlatılan Tasarımların Korunması Kanunu, 1787 İtalya’da, İngiltere’de ve 1876’da Almanya’da koruma altına alınmaya başlanmıştır. Türkiye’de ise Tasarım Hakları 1995 yılından bu yana koruma altına alınmaktadır. Yurtdışında gerçekleştirilen bu Tasarım Koruma şartları ve sınırları Kanuni metinlerle ile sağlanırken maalesef Türkiye’de halen kararname kapsamında korunmaktadır.

    1. TANIM

Günümüzde yapılan araştırmalar neticesinde, kalite, marka ve fiyat kıstaslarının yanı sıra, tüketici tercihleri üzerinde ürünlerin dış görünüşlerinin de son derece etki yarattığı görülmektedir.

Tasarım, bir ürünün tümü veya bir parçası veya üzerindeki süslemenin, çizgi, şekil, biçim, renk, doku, malzeme veya esneklik gibi insan duyuları ile algılanan çeşitli unsur veya özelliklerinin oluşturduğu bütünü ifade eder1.

    2. AMAÇ

Sınırların netliğini kaybettiği küresel rekabet şartlarında, tasarım sahipleri, sürekli değişim gösteren insan ihtiyaçlarına cevap verebilen, gelişeme ayak uydurabilen, ergonomik ve estetik niteliğe sahip tasarımlar ortaya çıkararak sektörlerinde farklılık yaratabilmektedirler. Bu nedenle tasarımların tescil edilmesi ihtiyacı doğmuş ve asıl tasarım sahibine izni olmaksızın tasarımı kullanan kişiye karşı hukuksal yoldan tüm zararlarını tazmin etme hakkı verilmiştir.

Asıl tasarımcıya verilen bu hak, tasarım hakkı sahibinin izni olmadan koruma kapsamındaki tasarımın uygulandığı ürünü üretme, piyasaya sunma, satma,  sözleşme yapma için icapta bulunma, ithal etme, ticari amaçlı kullanma veya bu amaçlarla elde bulundurma haklarından men edilmesini amaçlar.

     3. ENDÜSTRİYEL TASARIMLARIN KORUNMASI KONUSUNDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME

Birer fikir urunu olan tasarımın, sadece tasarımcısı tarafından üretilebilmesi için Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında 554 sayılı KHK2 çerçevesinde Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescil işlemleri gerçekleştirilebilmektedir.

Bir ürünün dış görüşünün tasarım olarak tescil edilebilmesi için yeni ve ayırt edici özelliğe sahip olması gerekmektedir. Yenilik kıstası ise nispi yenilik değil mutlak yenilik yani tasarım tescili yapılacak ürünün dünya genelinde yeni olmasıgerekmektedir.

    4. TASARIMLARIN KORUNMA SÜRESİ

Tescilli tasarımların korunma süresi müracaat tarihinden itibaren 5 yıldır. Anılan süre beşer yıllık dönemler halinde yenilenmek üzere toplam 25 yıla kadar uzatılabilir3.

Tescilsiz tasarımlar ise mevzuatımızdaki fikir ve sanat eserleri,  haksız rekabet ve haksız fiillere ilişkin hükümlerçerçevesinden koruma altına alınabilirler. Fakat tescilli bir ürünün elde ettiği hukuksal haklar kadar güçlü bir koruma sözkonusu değildir.

     5. TÜRKİYEDE VE DÜNYADA MEVZUAT

1925 yılında Paris Sözleşmesinin kabulü ile Türkiye sınaî resim ve modellerin korunmasını kabul etmiştir. Tasarımlar Türkiye’de ilk kez, 27 Haziran 1995 tarihinde yürürlüğe giren 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile düzenlenmiştir. Konu hakkındaki en son gelişme 7 Mayıs 2004 tarih ve 5117 sayılı Lahey Anlaşmasının Cenevre metnidir.

Dünya da ise, ilk olarak 1711 yılında Fransa’da başlatılan Tasarımların Korunması Kanunu, 1787 İtalya ve İngiltere’de, 1842 de Amerika Birleşik Devletlerinde, 1876 yılında Almanya’da, 1888 de Japonya’da uygulanmaya başlamıştır.

     6. TÜRKİYE VE DÜNYADA TASARIM TESCİLİNE GENEL BAKIŞ

Tasarımlar sadece Türkiye’de değil dünya genelinde fikri mülkiyet hakları çerçevesinde Marka ve Patent kadar rağbet görmemekte ve ne yazık ki ikinci planda tutulmaktadır. Bu nedenle tasarımlar, fikir ve sanat eserleri ile patentler ve faydalı modellere gösterilen yoğun ilgiden dolayı kendini yeterince gösterememektedir. Hatta bazı ülkelerde tasarımlar patentle bir olarak değerlendirilmektedir. Örneğin Amerika’da tasarımlar “Design Patent” (Tasarım Patenti) adı altında korunmaktadır.

Genel olarak tasarımlara gösterilen ilgisizliğe rağmen, yurtdışında Türkiye’ye göre tasarımların korunmasına daha fazla önem verilmektedir. Şöyle ki, yurtdışında gerçekleştirilen bu Tasarım Koruma şartları ve sınırları Kanuni metinlerle ile belirlenirken maalesef Türkiye’de halen kararname kapsamında korunmaktadır.

     7. KORUMA KAPSAMINDA TARTIŞMALI KONULAR

Tasarım Hukuku kapsamında koruma dışı bırakılan ve tartışmalı olan konular bileşik ürünlerin korunması konusudur. Bileşik ürünler için KHK de tanımlamaya gidilmemiştir. Avrupa Birliği kapsamında ise bileşik ürün; ürünün sökülüp takılmasına olanak sağlayan birden fazla parçanın bir araya gelmesi ile oluşan ürün şeklinde tanımlanmıştır. Bileşik ürün olarak en bilinen ürünler otomobillerdir. Otomotiv sektöründe yapılan yatırımların, sarf edilen emeğin ve ürüne dönüşen fikrin korunmasının son derece önemlidir.

Tasarımların korunması bilindiği üzere 25 yıldır ve otomobil tasarımları da buna bağlı olarak 25 yıl korunmaktadır. Aslına bakılırsa bu süre marka tescillerine bakış kısa bir süredir. Sürenin kısa tutulmasının amacı,  tasarımcının yeni tasarımlara teşvik edilmesidir. Genel değerlendirme için sürenin kısa olması tasarımcıyı yeniliklere teşvik etse de farklı bir açıdan bakıldığında 25 yıllık bu koruma süresi oldukça uzundur. Bunun en büyük örneği otomotiv yedek parçalarında ortaya çıkmaktadır.

Bilindiği gibi otomobiller ana ve yan sanayiciler tarafından oluşturulurlar.  Ayrıca bu otomobilleri tasarlayan asıl tasarımcılar bulunmaktadır. Asıl tasarımcılar, bir otomobili tasarlarken, onun yedek parçalarını ve aksesuarlarını da tasarlamış olurlar. Böylelikle, tasarım hakkı sahibi olarak bu aracın hiçbir parçasını başkalarına yaptırtmamak hakkına sahip olurlar. Eğer bu tasarımların koruma süresi 25 yıl olursa bu araca yedek parça yapmakta olan tüm oto yan sanayicilerinin işlerinde gözle görülür bir azalma olacaktır.

Oto yan sanayi dünya genelinde rağbet gören bir sektördür. Bu haliyle böyle bir sanayinin yok edilmesi kesinlikle düşünülemez. Fakat tasarım hukukunun amacı gereği asıl tasarımcılara da bir hak tanınması gerekmektedir. İşte bu ikilem neticesinde, kanun koyucu bu çelişkiyi çözebilmek için bir orta yol öngörmüştür. Buna göre yedek parçalarda koruma süresi 3 yıla indirgenmiştir4. Bu süre geçtikten sonra onarım amaçlı yedek parça üretimine izin verilerek yedek parça üreticileri ile bileşik ürün tasarımı sahibi arasında serbest rekabet yolu açılmıştır.

Yedek parça görsel özellikleri olan parçalarla ilgilidir. Bu duruma bir otomobilin kapı, kaporta, tampon ve çamurluk gibi parçalarının tasarımı örnek verilebilir. Bu tür yedek parçaları, bağımsız yedek parça üreticileri 3 yıl sonra serbestçe üretebileceklerdir. Fakat buradaki asıl önemli olan kıstas ise bağımsız yedek parça üreticilerinin yedek parçaların kaynağı konusunda toplumu yanılgıya düşürmemesi şartı geçerlidir.

Tasarlanan veya tasarımın uygulandığı ürünü, başka bir ürüne mekanik olarak monte edebilmek veya bağlayabilmek için ancak zorunlu biçim ve boyutlarda üretilebilen tasarımlar koruma kapsamı dışındadır4. Yani, cıvata, dişli vb. gibi tasarım özelliği taşımayan parçalar koruma kapsamı dışındadır.

Yedek parçanın tanımı yapılırken onarım amaçlı olması öne çıkmaktadır. Zaten yedek parça sanayinin özelliği de bu noktada düğümlenmektedir. Konu bu düzenlemeyle açıklığa kavuşturulmuşsa da ana sanayicilerle yedek parçacılar arasında sık, sık uyuşmazlıklara konu olmaya devam etmektedir. Mahkemelerde de konu hakkında çıkan yanlış kararlar konunun bilinirliği hakkında durumu açıkça ortaya sermektedir.

Yargıtay konu hakkında vermiş olduğu kararları incelersek;

Boztekin A.Ş.  tarafından üretilen Toros,  Renault 12 ve Renault 9 tiplerine uyabilecek olan kaporta parçalarının üretilmesinin yasaklanması amacıyla açılan davada bu durumun haksız rekabete yol açtığı yöndeki İstanbul Ticaret Mahkemesi’nin vermiş olduğu karar Yargıtay’ın konu hakkındaki bilgisini ortaya koymaktadır5.

     8. SONUÇ

Yedek parçaların tescili Avrupa Birliği’nde de önemli tartışmalara neden olmuştur. Tartışmanın bir tarafı otomobil üreticileri diğer tarafı ise yedek parça üreticileridir.

Sözgelimi İtalya ve İspanya’da otomotiv yan sanayinin ağırlıkta olması nedeniyle bu ülkeler, yedek parça tasarımlarının korunmamasını savunurken, Fransa’da otomotiv ana sanayi ağırlıkta olduğundan tam aksini savunmaktadır. Bu nedenle Avrupa Birliği ülkeleri kendi sektörlerinin durumuna bağlı olarak tarafların birinin yanında yer almaktadırlar. 1997 tarihinde parlamento ve konsey bir süre bu konuda düzenleme yapılmayacağı konusunda uzlaştı ve yönerge bu şekilde 1998’de yasalaşmıştır.

Sonuç olarak, Avrupa Birliği hukukunda farklı menfaat gruplarının konu üzerinde anlaşamamaları nedeniyle parça tasarımlarının ne şekilde korunacağı sorunu ertelenmiştir. Türkiye’de de buna bağlı olarak aynı hükümler geçerlidir.

Fikrî mülkiyet alanında, Yargıtay ve Rekabet Kurulu kararlarındaki karmaşık durumu, son çıkan kanunlarla birlikte bu konunun derhal ele alınarak yeni bir düzenlemenin yapılmasını gerektirmektedir. Yedek parçalar konusunda Avrupa Birliği nezdinde başlatılan çalışmaları bir an önce Türk hukukuna yansıtılmalıdır.

Otomotiv yan sanayi sektörünün Türkiye’ye getirdiği yıllık ortama ciro 27 Milyon USD6 olduğunu bilinmekte ve bupazarın Türkiye üzerindeki etkisi küçümsenmemelidir. Mevcut pazarın daha da canlanması sağlanacak ve davaya konuolan dosyalar hakkında haksız rekabet ilkesine dayandırılarak verilen yanlış kararların da önüne geçilmiş olacaktır.

[1] ENDÜSTRİYEL TASARIMLARIN KORUNMASI HAKKINDA 554. SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME BİRİNCİ KISIM BİRİNCİ BÖLÜM, TANIMLAR

[2] KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME bundan sonra KHK olarak anılacaktır

[3] 554. sayılı KHK madde 12

[4] 554. Sayılı KHK Madde 10

[5] Rekabet Kurulu Başkanlığının 05.01.2006 D1/1/Ç.D.-98/5 Dosya ve 06.02./49-10 Karar Sayılı Rekabet Kurulu Kararı

[6] Rekabet Kurulu’nun 1998/3 sayılı Motorlu Taşıtlar Dağıtım ve Servis Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğinin Değerlendirilmesi ve yeni taslak hakkında bkz. http://www.rekabet.gov.tr/word/motorlu.doc

Leave a Reply