Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Türk Tasarım Danışma Konseyi 13. Toplantısı’na meslek kuruluşlarından katılımın düşük olmasını değerlendirdi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Türk Tasarım Danışma Konseyi 13. Toplantısı’na meslek kuruluşlarından katılımın düşük olmasını değerlendirirken, “Siz ne yaparsanız yapın, tasarıma önem verdiğinizi nasıl göstereceksiniz? Bu kadar önemli ve hayati bir konuda herkes vekilini gönderiyor” dedi.

Işık, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi’nin aralık ayı olağan toplantısında, bakanlık görevini devraldıktan sonra İSO ile çok yakın iletişim ve çalışma içine girdiklerini söyledi.

Türkiye’de 15 farklı sektörle ilgili çok önemli çalıştay ve zirveler düzenlediklerini hatırlatan Işık, bunları yaparken önceliklerinin, “Türkiye’nin geleceğine yönelik alınması gereken kararları birlikte oluşturmak” ve “uygulamada hedefe kilitlenip, gerekli bütün çalışmaları en kısa sürede yapmak” olduğunu anlattı.

İnsanın mutluluğunu esas almayan hiçbir sistem ve rejimin sürdürülebilir olmadığını vurgulayan Işık, iktidarı olarak “insanların refahını artırmak” ve “devletin itibarını yükseltme”nin öncelikleri olduğunu kaydetti.

Bakan Işık, insanların refahını artırmadan devletin itibarını yükseltmenin mümkün olmadığını ifade ederek, “Devlet itibarının en yüksek olduğu ülkeler, aynı zamanda insan refahının en yüksek olduğu ülkelerdir. Türkiye, insanların refahını artıracak çalışmalara devam etmeli” diye konuştu.

Türkiye’nin gayretlerine karşın düşük gelirli ülke grubundan, 1955 yılında düşük-orta gelirli ülke grubuna yükseldiğini hatırlatan Işık, “Düşük-orta gelir düzeyinden, orta-yüksek gelir düzeyine çıkmak için tam 50 yıl beklemişiz ve ancak 2005’te bu seviyeye yükselmişiz. Bu süre Güney Kore için 19 yıl” ifadelerini kullandı.

“Türkiye için de artık kaçınılmaz yol; yüksek oranlı büyümedir”

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Türkiye’de 2014 rakamlarıyla 10 bin 500 dolar olan kişi başına düşen milli gelirin, bu yıl kurdaki artış ve paritedeki değişim nedeniyle biraz düşeceğini söyledi.

Birkaç yıldır burada sürekli patinaj yaptıklarına dikkati çeken Işık, bunun Türkiye için “orta gelir tuzağı” olduğunu dile getirdi.

Işık, Türkiye’nin 12 bin 275 dolar eşiğini aşması halinde “yüksek gelirli ülkeler” grubuna dahil olacağını belirterek, bu noktada Türkiye’nin büyümeye devam etmesinin önemine işaret etti.

Türkiye’nin bugünkü büyüme oranlarını yeterli görmemesi gerektiğini ifade eden Işık, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’nin daha yüksek oranlarda büyümeyi yakalaması gerekiyor. Güney Kore’nin 19 yıllık süreçte yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 7,2. Şimdi Türkiye için de artık kaçınılmaz yol; yüksek oranlı büyümedir. Politikalarımızı buna göre oluşturmak, şekillendirmek ve uygulamak zorundayız. ‘Düşük oranlı büyümeye razıyız’ gibi bir anlayışımız kesinlikle olamaz. Bu kadar genç nüfusun olduğu bir ülkede Türkiye’nin küçük büyüme oranlarına razı olmasını bekleyemeyiz. Türkiye’nin 2002’den 2015’e kadar önemli bir başarı yakaladığını söylemeliyiz. Küresel krize rağmen Türkiye’nin son 13 yıldaki ortalama büyüme hızı yüzde 4,8. Küresel kriz olmasaydı, bu rakam yüzde 5,5 civarında olabilirdi.”

Işık, bu büyüme rakamları yakalanırken aslında kendilerini büyümeye en fazla taşıyan şeyin, “üretimdeki verimlilik artışı” olduğunu aktardı.

Bunun da sınırına geldiklerinin altını çizen Işık, bundan sonra Türkiye’nin yeni bir başarı hikayesi yazmaya ihtiyacı olduğunu söyledi.

Işık, Türkiye’nin mutlaka büyük bir sıçrama yapması gerektiğini belirterek, Türkiye’de hemen hemen hiçbir alanda bilgi eksikliği olmadığını ifade etti.

Herkesin ne yapılması gerektiğini iyi bildiğini belirten Işık, “Ama bunu politika kararları haline dönüştürüp kararlılıkla uygulamak ve sonuçlarını değerlendirerek, gerekli güncellemeleri yaparak devam etmek bizim en fazla eksik kaldığımız konulardan biri” dedi.

“Türkiye’de büyümenin lokomotifinin imalat sanayi”

Fikri Işık, bugün Türk Tasarım Danışma Konseyi 13. Toplantısı’na katıldığını hatırlatarak, şunları kaydetti:

“Danışma Konseyi Başkanlığı’nı Bakan olarak ben yürütüyorum. Kamudan müsteşarlar var. Sivil toplum kuruluşlarından TOBB, TÜSİAD ve TİM Başkanımız ile birkaç üst düzey sivil toplum örgütünün başkanları ve meslek kuruluşları var. Tasarımın Türkiye için ne kadar önemli olduğunu burada anlatmaya gerek var mı? Türkiye’nin geleceğinde tasarımın ne kadar önemli yer tuttuğunu söylemeye gerek var mı?

Şunu samimiyetle itiraf edeyim, toplantıda olması gereken ve olan meslek örgütündeki arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Onların dışında sadece 3 kişi vardı. Ben, müsteşarım ve sivil toplum kuruluşlarından bir arkadaş var. Diğer bütün arkadaşlar vekillerini göndermiş. Siz ne yaparsanız yapın, buna önem verdiğinizi nasıl göstereceksiniz? Bu kadar önemli ve hayati bir konuda herkes vekilini gönderiyor. Burada maalesef bu alandaki özellikle uygulamadaki kararlılığımıza vurgu yapmak isterim.”

Işık, Türkiye’nin yüksek oranlı bir büyüme yakalamak durumunda olduğunun altını çizerek, artık büyümenin lokomotifinin imalat sanayi olması gerektiğini söyledi.

İmalat sanayisi güçlü olmayan ülkelerin en küçük krizde dahi büyük sıkıntı yaşayabildiğine değinen Işık, İspanya ve Yunanistan’a karşın, Güney Kore ve Almanya’nın 2008 krizindeki tavrının farklı olduğunu anlattı.

Türkiye’de büyümenin lokomotifinin imalat sanayi olduğunu belirten Işık, ihracatının yüzde 93’ü sanayi ürünü olan bir ülkede imalat sanayi güçlü olmazsa diğer hiçbir sektörün güçlü olamayacağını vurguladı.

“Türkiye artık kilogram satış fiyatını yükseltmek zorundadır”

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Işık, imalat sanayisinde bu gücü yakalamanın yolunun, yeni başarı hikayesinde birkaç alana odaklanmaktan geçtiğini ifade etti.

Türkiye’nin imalat sanayisinde katma değeri yüksek ürün üretmesi gerektiğine değinen Işık, sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye artık sürümden kazanarak bu büyümeyi yakalayamaz. Türkiye artık kilogram satış fiyatını yükseltmek zorundadır. Elbette sürümümüzü artırmaya çalışırız ama katma değeri yüksek ürün üretmek zorundayız. Bu bizim için birinci olmazsa olmazdır. İkinci olmazsa olmazımız, nitelikli ve sürdürülebilir üretim yapısıdır. Artık babadan kalma usullerle üretim yapma şansımız yok. Üretimde enerji yoğunluğumuzu azaltmak durumundayız.

Girdilerimizi düşürerek daha az girdi ve daha az atıkla üretim yapısına kavuşmalıyız. Artık geleceğe odaklanmalıyız. Artık dünya ‘endüstri 4.0’a koşarak gidiyor. Endüstri 4.0 denen kavram, belki üretimde köklü bir paradigma değişimi oluşturacak. Artık tüm nesnelerin birbiriyle haberleşerek üretim yaptığı bir dünyaya gidiyoruz. Türkiye olarak ‘endüstri 4.0’da, buharlı makinelerin icat edildiği birinci sanayi devrimi, elektriğin kullanılmaya başlamasıyla çıkan ikinci sanayi devrimi, elektronikle başlayan üçüncü sanayi devrimini arkadan takip ettiğimiz gibi acaba dördüncü sanayi devriminde de yine tribünden seyreden, ciddi para ödeyip, satın alıp tüketen bir ülke mi olacağız yoksa yeni sanayi devriminde, Türkiye rol alan, üreten, satan ve kendi gelir ve refahını yükselten bir ülke mi olacak? Odaklanmamız gereken önemli alanlardan biri bu.”

Bu noktada özellikle pek çok teknoloji alanının bu nitelikli üretimde buluşacağına değinen Işık, inovasyonu üretim anlayışlarının temeline oturtacaklarını kaydetti.

Işık, üretimde Ar-Ge ve inovasyonu kültür olarak oturtmak durumunda olduklarını belirterek, “Nitelikli insanın olmadığı yerde bunları başarmak mümkün değil. Bunlarla ilgili her türlü tedbiri alıyoruz, almaya devam edeceğiz” dedi.

“Kamu alımlarını kaldıraç olarak kullanmak durumundayız”

İstanbul’daki arsa fiyatlarında yaşanan artışa dikkati çeken Işık, “İstanbul artık yatırım noktasında arazinin cennetten sonra en pahalı olduğu yerdir diye tahmin ediyorum” ifadesini kullandı.

Bakan Işık, pek çok ülkenin Türkiye’nin kamu alımlarını pazarlık konusu yaptığını anımsatarak, Türkiye’nin kamu alımlarında yerli yüksek teknolojiyi tercih etmesinin doğal olduğunu söyledi.

Işık, “Avrupa Birliği’nin 2015 İlerleme Raporu’nda bakanlığımızla ilgili tek yaptığı eleştiri, kamu alımları ama biz kamu alımlarını kaldıraç olarak kullanmazsak teknoloji düzeyimizi nasıl artırırız? Toplamda mal, hizmet ve diğer alımlarla toplam 140 milyar lirayı bulan kamu alımları var Türkiye’nin. Bunun yaklaşık 110 milyar lirası mal alımı. Burada kamu alımlarını teknoloji düzeyini, katma değeri yüksek ürün üretmek açısından bir kaldıraç olarak kullanmak durumundayız” diye konuştu.

Türkiye’de üretilen ileri teknolojili bir ürünün kamu alımlarında yabancı menşeli ürüne göre yüzde 15 pahalı olsa dahi tercih edildiğini anımsatan Işık, kamu alımlarının teknolojik gelişime can suyu verdiğine işaret etti.

Uygulamada görülen eksikliklerin de giderildiğini aktaran Işık, “Kamu alımlarında özellikle teknolojik ürünlerde en büyük handikap olan İş Bitirme Belgesi’ni Teknolojik Ürün Deneyim Belgesi vererek çözdük. Bir ürün teknolojik ürünse bunu aldığı zaman o belge, İş Bitirme Belgesi’nin yerine geçiyor. En önemli bariyeri de orada ortadan kaldırmış olduk” ifadelerini kullandı.

“Pazartesi Ar-Ge Reform Paketi’ni EKK’ya sunacağız”

Dış ticarette yaygın olarak uygulanan “offset” anlaşmalarını da sanayi iş birliği anlaşmaları olarak hayata geçirdiklerini anlatan Işık, “Kamu 10 milyon doların üzerindeki ithalatı mutlaka ‘offset’le yapacak. Bu sektörlere göre değişmekle beraber ortalama yüzde 50’sini Türkiye’den tedarik etmek durumunda. Bunu şimdi sivil sektörlere de getirdik” değerlendirmesinde bulundu.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık, Türkiye’nin 4 yıl boyunca yapısal reformlara odaklanacağını yineleyerek, vaat ettikleri her projeyi yapmak için çalışmalarını sürdürdüklerini, ekonomi yönetiminin en fazla odaklandığı alanın ise yapısal reformları hayata geçirmek olduğunu söyledi.

Bakanlığının faaliyet alanlarıyla ilgili 4 düzenlemeyi kısa sürede TBMM’ye sunmak istediklerini belirten Işık, şunları aktardı:

“Ar-Ge Reform Paketi hazırlıklarımızı bitirdik. Normalde pazartesi günü Ekonomi Koordinasyon Kurulu’na (EKK) sunacaktık ama bazı bakanlarımızın il dışında olmasından dolayı toplanamadı. İnşallah pazartesi günü bir aksilik olmazsa Ar-Ge Reform Paketi’ni EKK’ya sunacağız ve orada, o görüşmelerden sonra Bakanlar Kurulu’na sevk edeceğiz. İnşallah Meclis’e bir hükümet tasarısı olarak en kısa sürede gidecek.”

“OSB’ler içinde meslek yüksek okulu kurulmasını destekleyeceğiz”

Paket kapsamında yazılımın artık Ar-Ge faaliyeti olarak kabul edileceğini aktaran Işık, yüksek lisanslı ve doktoralı mühendislik dönemini başlatacaklarını tekrarladı.

OSB’ler içinde eğitim veren meslek liselerinin başarılı performans sergilediğini anlatan Işık, “Şu ana kadar 66 meslek lisesi OSB’de faaliyet gösteriyor ve sonuçlardan çok memnunuz, bu sayının artırılmasıyla ilgili önümüzdeki dönemde bütçemizi de, gerekli çalışmaları da artırarak sürdüreceğiz ama artık yeni bir kararla OSB’ler içinde meslek yüksek okulu kurulmasını da destekleyeceğiz. Orada gençlerimiz sanayinin içerisinde okurken uygulamasını aynı anda yapsınlar” diye konuştu.

Üretim Reform Paketi’ne sanayi odalarının desteğini isteyen Işık, “Önerilere sonuna kadar açığız” dedi.

Arsaya ve binaya para bağlamak istemeyen sanayicilere belli kira bedeliyle arsa tahsis edeceklerini ifade eden Işık, fikri mülkiyet konusundaki tüm kanun hükmündeki kararnameleri Patent Kanunu ile birleştireceklerini söyledi.

TÜBİTAK’ın önümüzdeki dönemde özel sektörle rekabet eden her türlü Ar-Ge’den çekilerek verimliliği artıracağını belirten Işık, “Devletin verimliliğini size anlatmama gerek yok. Şu anda devletin verimliliğiyle özel sektör verimliliği arasında ciddi bir uçurum var. Bu TÜBİTAK için de geçerli. Dolayısıyla TÜBİTAK’ı özel sektörün yaptığı Ar- Ge’den çekeceğiz” diye konuştu.

KOBİ’lere destek için yeni formül

KOBİ’lere tanıtım ve reklam yanında yeni projeler için de finansman desteği vermek istediklerini anlatan Işık, İSO ve benzeri kurumların KOBİ’lere kılavuzluk yapabileceğine dikkati çekti.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“KOBİ’lerimizin proje kabiliyeti kazanması lazım. Kim ne derse desin proje deyince KOBİ’ler korkuyor. Proje yapmak başlı başına bir kültür, İSO ve İstanbul Ticaret Odası gibi diğer bu noktada ilgili bütün kurumlarımız bünyelerinde bir proje birimi oluştursun ve KOBİ’lere destek olsun. Gerek Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) desteği gerekse TÜBİTAK desteği. Gerekse Horizon2020, COSME desteklerinde bir projenin nasıl yapılacağında KOBİ’lere rehberlik yapsın.

Bu noktada biz TÜBİTAK’la KOSGEB olarak eğitim verelim. Kalkınma ajanslarını devreye koyalım ama artık KOBİ’lerle birebir ilgilenelim. Ben şöyle bir proje yapmak istediği zaman odadaki proje uzmanlarımız KOBİ’mizin elinden tutsun, gerekirse projenin tamamını yazabilsin. Bu belirli bir süre için… Biz bunu başarabilirsek, inanın bir KOBİ proje yeteneğini kazanırsa, bir daha sanayi odasının bu desteğinden de faydalanmaya ihtiyacı kalmaz, biz de yeni KOBİ’lere el atabiliriz.”

Türkiye’deki üretimin yüzde 90’a yakınını batı illerinin sağladığını anımsatan Işık, “İstanbul’daki tüm sektörlere teşvik verirsek, Türkiye’nin tamamındaki üretimi teşvik edemeyiz, o noktada gerçekçi olmak lazım” ifadesini kullandı.

Yerli otomobil çalışmalarının süratle devam ettiğini anlatan Işık, “Önümüzdeki süreçte otomobil teknolojilerinde mekaniğin ağırlığı azalacak, mekanikteki katma değer gittikçe düşecek. Bunun yerine batarya teknolojisi gelecek, donanım gelecek, sensör teknolojisi gelecek. Otomotivde paradigma değişecek, Türkiye bu değişimde bir oyun kurucu olabilirse otomotiv sanayimizin geleceğini garanti altına alabiliriz” diye konuştu.

“Şirketlerin döviz kurundan kaynaklanan sıkıntıları var”

Toplantının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Işık, asgari ücret artışıyla ilgili çalışmaların devam ettiğini söyledi.

Işık, Girişimci Bilgi Sistemi’nin 2014 sonuçlarında yer alan azalan karlılığa işaret ederek, “Kambiyo giderleri şirketlerin üzerinde bir yük. Döviz kurundan kaynaklanan sıkıntılar var. Onun da karlılığı azalttığını biliyoruz. Şu anda büyük oranda faiz ve kambiyo giderlerinin getirdiği bir yük var, inşallah 2016 daha iyi olacak” dedi.

Emtia fiyatlarındaki düşüşün maliyet avantajının eridiğine dikkati çeken Işık, 2015’in karlılığının 2014’e göre daha iyi olduğunu dile getidi.

Bakan Işık, asgari ücretteki yüzde 10-12 arasındaki artışı tüm kesimlerin beklediğini vurgulayarak, “Asgari ücretin yüzde 10-12 arasındaki artışını biliyorsunuz, herkes bekliyordu. Şimdi o kalan yüzde 20’ye yakın artış da bunun paylaşılmasıyla ilgili şu anda çalışmamız var. Bütün yükü sanayiye bırakmış olsak bile ortalamada sanayinin karında yüzde 20’lik bir düşme oluyor. O şeyleri yaptık, hatta bazı senaryolarda yüzde 20’nin de altına düşüyor. Zaten o yükün bir kısmını biz hükümet olarak alacağız” şeklinde konuştu.

Efor Patent İstanbul

Leave a Reply