Franchise Marka Zinciri Sayısında Avrupa Birincisi Türkiye

Franchise (veya franchising), bir sistem ve markanın imtiyaz hakkı sahibinin, belirli süre, koşul ve sınırlar içinde, işin yönetim ve organizasyonuna ilişkin sürekli disiplin ve destek sağlayarak, belirli bir bedel karşılığında, bağımsız yatırımcılara sistem ve markasını kullandırmasına dayanan, uzun vadeli ve sürekli bir iş ilişkisidir. Franchising ile alınan marka sayesinde başarılı bir iş fikri etrafında toplanmış küçük girişimcilerin, büyük marka gibi davranmasını sağlar.

Avrupa Franchise Federasyonu istatistiklerine göre, franchise marka zinciri sayısında bin 500’ün üzerinde markayla Avrupa birincisi olan Türkiye’yi, bin 375 ile Fransa, 960 ile Almanya izliyor. Franchise ile Türkiye’de açılan kafe, fast food ve restoran zincirlerinin sayısı 250’yi aşarken, son 10 yılda büyüyerek markalaşma yoluna giren Türk yemek sektörü ise artık dünyaya markalarını pazarlar hale geldi.Tüm Restoranlar, Lokantalar ve Tedarikçiler Derneği (TÜRES) Genel Başkanı Ramazan Bingöl, küresel ölçekte bir ülkenin gücünün artık sahip olduğu markalarla belirlendiğini ifade ederek, “Ne kadar büyük ve çok markanız varsa, gücünüz de o kadardır” diye konuştu.

Türk firmalarında markalaşmanın son zamanlarda arttığını ifade eden Bingöl, yemek sektöründe özellikle son 10 yılda markalaşma konusunda önemli seviyeye gelindiğini anlattı.Bingöl, “Dünyaya baktığımızda otomobil, elektronik ve giyim sektöründe çok güçlü markalar var. Türkiye olarak, büyük markalarla yarışırken, farklı alanlarda da kendi büyük markalarımızı yaratmalıyız. Buradan hareketle baktığımızda, en kolay markalaşabileceğimiz noktanın gıda sektörü olduğunu görürüz. Çünkü, dünyanın en önemli mutfağına sahibiz. Sektörümüzdeki markalarla Pekin, Londra, Moskova ve New York gibi metropollerde mekanlar açmamız lazım. Bunu milli seferberlik haline getirmemiz gerekiyor. Sektörün piyasa değeri çok büyük. Her lokantamız aynı zamanda Türkiye’nin kültür ateşesidir. Çünkü yemek, kültürün en temel ögesidir” diye konuştu.

“Hedef markalaşmak”

Marka, bir işletmenin  mal veya hizmetlerini bir başka işletmenin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretleri içerir.

Yurt dışında Türkiye’nin gerçek lezzetlerini yansıtacak mekanlar açılması ve marka haline getirilmesinin Türkiye için iyi bir reklam olacağını ifade eden Bingöl, “Oralara yemek yemeye büyükelçiler, sanatçılar ve büyük iş adamları gelir. Malum bir meslektaşımız (Nusret Gökçe) dünyada fenomen oldu. Bu, Türkiye için gurur verici bir şey. Bunların sayıları çoğalsın ki Türkiyemiz markalaşsın.” diye konuştu.

Markalaşmada franchise’ın önemine işaret eden Bingöl “Firmalar, franchise sistemini kurmalıdır. Dünyada 40 bin şubesi bulunan markalar var. Bunun püf noktası franchisedan geçiyor. Türkiye’de bu sistemin anlaşılması ve yaygınlaşması lazım. Bu sistemi geliştiremezsek markalaşmayı unutmak gerek, çok zor. Bizim esnafımızın franchise anlamında eğitim alması, bilgilendirilmesi ve dünyaya açılması gerekiyor, bu zor bir şey değil” dedi.

Efor Patent Tecrübeli ve uzman kadrosuyla, yeniliklerinizin tescili ve korunmasında güçlü çözüm ortağınızdır.