Loreal Markasının Doğuş Hikayesi

Günümüzde kozmetik dünyasının dev markası haline gelen L’Oréal markasının doğuş hikayesi oldukça ilginizi çekebilir. Bugün size L’Oréal’in bir evdeki laboratuvardan dünyaya yayılan  hikayesini paylaşacağız.

L’Oréal’in kurucusu olan Fransız Eugène Schueller, aslen kimyager mezunudur ve Paris’te yaşıyordu. Bir kimyager olarak evinin mutfağını adeta küçük bir laboratuvara çevirmişti. Eugène Schueller kendisine ait bu küçücük mutfakta inanılmaz başarılara adım atmak için işe koyuldu ve o hep istediği o dönemlerde de çoğu kadının arzu ettiği doğal gözüken saç boyası için çalışmalara başladı. Her gece burada çeşit çeşit saç boyası deneyleri yapıyordu ve tek isteği tamamen doğal görünen bir saç boyası üretmekti.

Eugène Schueller birden fazla deneyden sonra en sonunda kendi istediği kıvamda bir saç boyası elde edebildi. Daha sonra saç boyalarını küçük şişelere doldurarak şehirdeki kuaförleri birer birer dolaşmaya ve kendi ürettiği saç boyasını kuaförlere tanıtmaya başladı. Ürün o kadar başarılıydı ki uyguladığı satış taktiği ile birleşince Eugène Schueller kendi oluşturduğu saç boyasından çok güzel kazançlar elde etmeye başladı. Daha sonra başarılı girişimci Eugène Schueller, evinin mutfağında ki laboratuvardan çıkarak bugünün dev markası haline gelen L’Oréal’in ilk adımlarını atarak şirketini kurdu ve adını da L’Oréal koydu.

Eugène Schueller başarılı satışlar yapmaya devam ediyordu ama önünde büyük bir engel vardı. O dönemde kadınlar saçlarını sık sık boyatmıyordu ve Eugène Schueller çok mantıklı bir yol izledi. O dönemde kuaförlerde çok sık sıralar olurdu ve müşteriler saçlarını yaptırmak için beklerken dönemin en ünlü kadın moda dergilerinden “La Coiffure De Paris” dergisini zaman geçirmek açısından okurlardı. Eugène Schueller, bu durumu analiz ederek La Coiffure De Paris dergisinde kimyager kimliğiyle makaleler yazmaya başladı. Kadınlara saç boyalarını ve saç boyama ile ilgili teknikler hakkında bilgi vererek başarılı bir algı yönetimi yaptı. Belli süre sonra yazılarını okuyan kitle çoğaldı ve ürünün satışı da bu duruma paralel olarak artış gösterdi. Parasal durumu gittikçe iyiye giden Eugène Schueller en sonunda La Coiffure De Paris dergisini aldı. Dergide düzenli olarak L’Oréal markasının tanıtımını yaptı ve kadınların çok gözüne sokmadan gizli saklı yaparak kadınların bilinçaltına girmeyi başardı.

Loreal Markasının Doğuş Hikayesi

Eugène Schueller o kadar zeki bir kadındı ki başarılı adımlarla yoluna devam ediyordu. Saç boyalarının daha fazla satılması ve tanınması için en önemli unsurun kuaförler olduğunun farkındaydı ve kuaförlere özel kampanyalar tasarlıyordu. Kuaförlerde bu algı yönetiminden etkilenmiş olacak ki ülkede ki çoğu kuaför zamanla Eugène Schueller’in ürünü olan L’Oréal’i satmaya başlarlar ve Böylece bir süre sonra Fransa’da bulunan kuaförlerin bir çoğunluğu onun ürünlerini bayanlara ‘şiddetle’ önermeye başlar.

 

Daha sonra Eugène Schueller Parisin en kalabalık semtinde Loreal markasını tanıtmak için saç boyama akademisi açtı ve başına Rus çarının sarayında çalışmış bir aristokrat kuaför getirdi.Tabi kii Fransa’da devrim niteliğinde bu okul ülkenin dört bir tarafından eğitim almak isteyen kuaförlerle doldu. Kuaförlere daha güzel saç boyamanın teknikleri anlatılırken aynı zamanda bu kuaförler yine ülkenin dört bir tarafında L’Oréal şiddetle tavsiye ederek övmeye başlarlar.

1920 yılları kadınların çalışma hayatında kendini daha çok göstermeye başladığı dönemler olarak bilinir. Haliyle iş hayatına atılan kadınlar bakımlı olmaya özen göstermeye başlarlar. Bu gelişme Schueller ve L’Oreal için çok önemliydi, artık Fransa sınırlarını aşıp dünyanın dört bir yanına ürün satmaya başlamışlardı.

Bu dönemlerde Schueller koyu saçlı kadınların saçlarını sarıya boyatma isteklerinin arttığını fark etti ve çok kısa bir zaman içinde saçların rengini açan yepyeni bir ürünü piyasaya sürdü. O zamanlar Schueller’in ürün şişesini eline alarak etrafındakilere ” Bu minicik şişeden servetler kazanacağız çünkü gün gelecek milyonlarca kadın saçlarını sarıya boyatmak isteyecek” demiştir.

L’Oréal markasının günümüzde hala başarılı ve dünyanın dev markası haline gelmesinin en büyük sebeplerinden biri kuşkusuz ki kurucusu Eugène Schueller. O kadar zekice ve akıllıca yol izlemiştir ki Fransa’da ilk defa işçilere yönelik ücretli izin kanunu çıktığı zaman Schueller uzun yaz tatiline çıkacak işçilerin plajları dolduracağını tahmin ederek piyasaya ilk güneş yağını sürmüştür ve tabi ki dönemin piyasa koşullarına göre çok iyi para kazanmıştır.

L’oreal markasının en büyük başarılarından biri de bilime ve ar-ge çalışmalarına büyük yatırımlar ayırmasıdır. Kimyager Schueller’in talimatıyla daha ilk yıllarında koca bir araştırma enstitüsü kurulmuş ve en modern cihazlarla donatılmıştır. Daha kurulduğu ilk senesinde (1950) sadece araştırma departmanında yüz adet uzman kimyager çalışmaktaydı. Buradan bir sonuç çıkaracak o dönemlerden bugüne kadar L’oreal firmasının birçok yeni ürün keşfedip piyasaya sürmesinin arkasında bilime verilen büyük önem yatmaktadır.