Türkiye’de marka kavramının yerleşmeye başlaması ile markalaşmaya geçilmiştir. Bugün Türkiye 300.000 den fazla marka tescilinin ticaret hayatında var olduğu bir ülke durumundadır. Ancak Türkiye’de marka taklidi ciddi bir sorundur.

Marka yaratmak hem maddi hem de manevi açıdan çok zordur.

 

Manevi açıdan zordur; Zira marka olabilecek kelimeyi veya logoyu bulmak, tüketici tercihlerini değerlendirmek, markanın “tutmaması” durumunda yatırım yapılabilecek alternatifleri seçmek günler hatta aylar alan bir uğraştır. Özellikle marka yurtdışına gönderilecek ürünler üzerinde de kullanılacaksa yabancı dillerde de kolay telaffuz edilebilecek ve yanlış anlamalara yol açmayacak kelimelerin seçilmesi gerekmektedir.

 

Maddi açıdan zordur, çünkü marka yaratmak tam anlamıyla bir yatırımdır. Markanın hedef kitlesinin belirlenmesi, etiketler, kataloglar, reklamlar ve diğer tanıtım evrakının hazırlanması başlı başına gider kalemleridir. (Bu masraflar çeşitli teşvikler ile minimuma indirilebilmektedir. Bakınız Efor Patent Marka Teşvikleri) Markanın tüketici tarafından beğenilmemesi veya markanın “tutmaması” durumunda tüm bu yatırımlar boşa gidecektir. Emek, zaman ve para harcayarak elde ettiklerinizi başkalarının kolayca kullanmaması için elde edilen kelime ya da logoyu mutlaka Marka Tescil müracaatlarının yapılarak sicile kaydı gereklidir.

 

Bu saydıklarımızın marka yaratmanın külfet boyutudur. Markanın beğenilmesi ve tüketiciler tarafından aranır hale gelmesi durumunda marka şirketin sermayesi haline gelecektir. Bugün dünyanın büyük markaları marka sahibi olan şirketin tüm aktif ve pasifinden daha fazla değer ifade eder hale gelmiştir. Örneğin 5 milyon nüfuslu Finlandiya’nın 80 milyar Dolar değerindeki Nokia’sının Finlandiya’ya kattığı zenginlik paha biçilemez. Gelişmiş ülkelerin marka ve patentlerinin en önemli özelliği kendi devletlerine sığmamış neredeyse tüm dünyaya yayılmışlardır. Bunun en güzel örneği her an hayatımızda kullandığımız çeşitli ürünler ve markalardır (ADİDAS, REEBOCK, ALCATEL vb.).

 

Marka taklidi bir markaya verilen emek, harcanan sermaye ve akıtılan birikime ortak olmaktır. İşin etik boyutu bir yana bırakılırsa marka taklidinin tam anlamıyla “piyango” olduğu söylenebilir. Örneğin GIGABYTE markasını taşıyan bir ürünün birebir taklidini yaparak piyasaya sunan kişi GIGA-BYTE TECHNOLOGY CO., LTD şirketinin sermayesine ortak olmaktadır. Marka taklidinde genelde yapılan savunma tüketicinin bu malların hakiki olmadığını bilerek satın aldıkları yönündedir.

 

Türkiye’nin kendi markalarını yaratması ve Türkiye’nin taklit cenneti ülke olma etiketini silmek için 1995 sonrası yapılan kanuni düzenlemelerde marka sahiplerine çok geniş hak ve yetkiler tanınmıştır. Kanun sadece üreticiyi değil “taklit” ürünü herhangi bir ticari maksatla elinde bulunduran herkese aynı cezaların verilmesini öngörmektedir. Pazar tezgahında mal satan seyyar satıcıdan antreposunda müşterisinin malını muhafaza eden depocuya, mağazada sergileyen mağaza sahibinden atölyesinde veya fabrikasında bizzat malı üreten üreticiye kadar taklit zincirinde yer alan herkese aynı cezalar verilmektedir.

 

Marka sahibinin izni olmadan tescilli bir markayı ticari maksatla üreten veya elinde bulunduran herkese 2 yıldan 4 yıla kadar hapis veya 46.000 TL ye kadar para cezası veya her ikisi birden; 1 yıldan 2 yıla kadar ticaretten men ve işyerinin kapatılması cezası verilmesi hükme bağlanmıştır. Avrupa Birliği ile müzakerelerin son hızıyla devam ettiği bu dönemde Avrupa Birliği’nin marka, patent ve endüstriyel tasarımlarla ilgili cezaların caydırıcı olmadığı ve cezaların uygulanmadığından şikayet ettiği bilinen gerçeklerdir.

Taklit sektörünün git gide daralan bir çembere dönüşmektedir. Çok başarılı Türk markalarının varlığı Türkiye’nin de kaliteli markalara sahip olabileceğinin göstergesidir. Taklit mal üretimi kısa vadede karlı gibi görünse de orta ve uzun vadede hiçbir kar getirmeyeceği gibi çok büyük zararlar verebilecektir. İşyerine polis baskını yapılması, ürünlere el konulması, çevre esnafın meraklı bakışları altında karakolda ifade vermeye gidilmesi ve en nihayetinde mahkemede yargıç huzurunda yargılanmak gibi sancılı ve itibar zedeleyici bir durumu kimse arzulamayacaktır.

Taklit için harcanan emeği özgün marka yaratmaya harcamak kısa, orta ve uzun vadede kazanç getirecektir.

Leave a Reply