Çocukluğumuzdan beri anlatılagelen bir masal gibi hayallerimize yerleşen fantastik buluşların her zaman bu şekilde hayal olarak kalacağını düşünmüşüzdür. 20’li yaşların üzerindekiler kolaylıkla hatırlayacaktır ki; bunlardan en popülerleri arabaların uçarak yol alması, ayda tatil yapılabilmesi, kansere çözüm bulunacağı düşünceleri idi.

 

Teknoloji, her alanda bilişim sektöründe olduğu gibi hızlı ilerlemiyor. Gerekli alt yapının ve gelişim prosesinin yavaş oluşması ve ilerlemesi nedeniyle bazı alanlarda inovatif fikirlerin oluşup uygulanma hızı oldukça yavaş olmakta.

 

Bu alanlarda da sürekli çalışmalar devam etmekte ancak, patent konusu olabilecek buluş basamağı kaplumbağa hızıyla ortaya çıkabilmektedir. Bu gerçekten yola çıktığımızda, 2030 yılında hayatımızda çok şeyin aynı kalacağı sonucuna varabiliriz. İşte 2030’da halen aktif olarak kullanmaya devam edeceğimiz ve patenti çoktan alınmış altı teknoloji:

 

PC’ler: “Post-PC” (“PC sonrası”) devrinde olduğumuz varsayılsa da, özellikle de çoklu görev gerektiren işlerde, hala bilgisayarların üzerine yok. 2030’da PC’lerin şekli ve boyutu değişse dahi, verimliliğe yönelik kullanıcılar, yüksek bir işlem gücüne, çoklu görev desteğine sahip PC ve işletim sistemlerini kullanmaya devam edeceklerdir.

 

Fiziksel klavyeler: Beyinden alınan sinyallerin kontrolü ile metin yazma tamamen yaygınlaşana dek fiziksel klavyeler kullanılarak el ile yazma, metin girmek için en iyi yöntem olmaya devam edecek. Klavyelerin hayatımızdaki önemine bakılacak olursa, ilk olarak 1878’de patenti alınan QWERTY klavyeler piyasaya hükmetmeye devam edecekler.

 

USB portları: Son 20 yıldır USB’yi devre dışı bırakmak isteyen birçok girişim oldu. Ancak, bu girişimlerin amaçladığı sonuçların aksine; neredeyse her mobil cihazın USB ile şarj olduğunu, duvarlara bile USB portları yerleştirildiğini düşündüğümüzde, USB’lerin  önümüzdeki yıllarda kullanımdan kalkmak bir yana, daha da geniş kullanım alanlarına sahip olacağını düşünebiliriz.

 

Yerel depolama: Bulut hizmetlerinin yaygınlaşması ve genişbant internet bağlantısının hızlanması ile beraber yaygın görüş, bütün dosyalarımızı çevrimiçi olarak saklayacağımız yönünde. Ancak klasik yöntem olarak nitelendirilen ‘yerel depolama’ , bir başkasının ağındaki sürücüden bilgi paylaşımı sağlamaktan daha hızlı ve daha güvenli olacaktır. Diğer yandan, 2030’da bile bazı bölgelerdeki internet erişimi bu paylaşıma imkan vermeyecek şekilde yetersiz olabilir.

 

Lityum iyon piller: Yazımızın başında da değindiğimiz gibi bazı ürünlerin gelişim ve yerleşme prosesleri oldukça uzun zaman alır, hele ki yıllarca oturmuş bir alışkanlık söz konusu ise… Bunlardan bir tanesi de ilk olarak 1970’li yıllarda geliştirilmeye başlamış olan ve  patenti alınan Lityum iyon pillerdir. Yıllar içinde lityum iyon pillerin enerji yoğunluğu artırılabilir ve ömrü birkaç bin şarja izin verecek şekilde uzatılabilir. Bugün lityum-hava ve nanotel gibi pil teknolojileri geliştirilmekte olsa da, tamamlandıklarında bile yaygınlaşmaları yıllar alabilir.

 

Wi-Fi: 802.11 standardı 1997’den bu yana kablosuz bağlantılara liderlik yapıyor ve yıllar sonra da halen kullanılıyor olması oldukça muhtemel. Telefonlar, tabletler ve laptop’ların hepsi, 802.11g veya 802.11n destekli kablosuz ağ özelliği ile geliyorlar.

 

E-posta: Facebook, Skype, Google ve Twitter gibi sosyal ağların yaygınlaşmış olması, e-posta hizmetinin artık eskisi kadar kullanılmayacağı ve zamanla yok olacağı fikrini doğursa da, bu ağlar üzerinden gerek hız gerekse gizlilik anlamında yeterli verimi sağlayamayacağımızdan e-posta hala en popüler iletişim yöntemlerinden olmaya devam edecek.

Leave a Reply