Müzik Eserlerini Koruma Yolları

Müzik eserleri “Her türlü sözlü ve sözsüz besteler” olarak tanımlanmış olup, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) ile koruma altına alınmaktadır. Sözsüz müzik eserlerinde sadece besteler korunurken, sözlü musiki eserlerde hem sözler hem de beste musiki eseri olarak korunmaktadır. Müzik eserleri; duygu ve düşünceleri sesle ifade eden ve duyma yoluyla algılanan ürünlerdir. Her çeşidi ile operet, kompozisyon, ilahiler, şarkılar, türküler opera, senfoni, keman, piyano veya diğer sazlar için parçalar musiki eserlerini oluşturmaktadır.

Musiki eserlerde korumanın teması yalnızca işitme duyusuna hitap eden ve eserin ifade aracı olan sestir. Eğer eserde işitme duyusu dışında, görme duyusuna da hitap den özellik ve ögelerinde bulunması halinde, bunlar da ayrıca korunmaktadırlar.

Müzik eserlerinde ifade aracı ses olup,  seslerin birer enstrümandan, elektronik araçtan veya insan gırtlağından çıkması, seslerin kulağa hoş gelmesi / gelmemesi, eserin müzik eseri olarak nitelendirmesinde önem arz etmemektedir. Korunması istenilen musiki eserinin, onu meydana getirenin yani eser sahibinin özelliklerini taşıması gerekmekledir. Doğada hâlihazırda bulunan seslerin saptanmasına yönelik çalışmalar müzik eseri olarak korunamamaktadır. Bir başkasına ait bestenin seslendirme yoluyla veya çalınarak yorumlanması musiki eser olarak koruma kapsamına girmemektedir.

Musiki eserine ait nota seslendirilmediği sürece sadece dil ile ifade edilen eser niteliği taşımaktadır. Müzik eseri, farklı elektronik teknikler, enstrüman veya ritmik eklemeler ile düzenlenmesiyle işlenme eser olarak korunmaktadır. “Yorum”, “Versiyon” veya “Versiyon” ifadesi ile tasvir edilen düzenlemeler, eser sahibinin özelliğini taşımaları durumunda işlenme eser tabiri ile başlı başına bir eser niteliği taşırken düzenlemeyi yapan da eser sahibi niteliği taşımaktadır.

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine göre eser sahibi eseri yaratan gerçek kişi olup, bir eseri meydana getiren onun sahibidir. Bu sebeple bir müzik eserinin sahibi de onu oluşturarak bestesini ve güftesini yaratan gerçek kişidir. Yukarıda da anlatıldığı üzere eser üzerindeki haklar eser sahibine geçmektedir. Bahsi geçen haklar, herkese karşı ileri sürülebilecek haklar olup, bir eser sahipliği için eserin yayımı ve kamuya ilanı gerekli değildir. Bu hakka haiz olan eser sahibi olup karar verme yetkisi de ondadır.

Musiki eseri bir kişi tarafından oluşturulabileceği gibi birkaç kişi tarafından da yaratılabilmektedir. Birden fazla kişinin katılımı ile meydana getirilen eser, ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa bir sözleşmede veya hizmet şartlarında veya eser meydana getirildiğinde yürürlükte olan herhangi bir yasada aksi öngörülmediği takdirde birlikte eser üzerindeki haklar eser sahiplerini bir araya getiren gerçek veya tüzel kişi tarafından kullanılmaktadır.

Müzik eserlerini koruma süresi eser sahibinin ömrü sonlanana dek sürmekte ve vefatından sonra 70 sene mirasçı adına koruma sağlamaktadır.

Musiki Eserlerinde Telif Süreci

Müzik eserlerini koruma biçime göre “sözlü” veya “sözsüz” olarak kaydı gerçekleştirilmektedir.  Bu kayıt dijital olarak bant üzerinde gerçekleştirilebileceği gibi yazılı şekilde de sunulabilmektedir. Eser ile beraber sunulan evraklar ile başvuru süreci başlatılmaktadır.

Telif hakkı başvurularında işlem süreleri değişiklik göstermekle birlikte genel olarak 1 ay içerisinde neticelenmektedir.

Telif Hakkı Başvurusunda Gerekli Evraklar;

  • Noter onaylı vekâletname
  • Taahhütname
  • Koruması gerçekleştirilecek esere ilişkin kayıt/dokuman

 

Tecavüzlere Karşı Kanun Yolları

Eser sahibinin eseri üzerinde harcamış olduğu çaba ve emeğinin karşılığını alması adına pek çok hakkı vardır. Üçüncü kişiler tarafından eser sahibinin maddi ve mani haklarında meydana gelecek tecavüzlere karşı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda başvurulacak yollar ayrıntılı olarak düzenlenmiş bulunmaktadır.

5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri Kanunu’nda eser sahibi olan kişiye hukuki prosedürde tecavüz halinde üç ayrı dava açma imkânı tanınmış bulunmaktadır. Bunlar;

  • Tecavüzün Ref’i (Giderimi) Davası,
  • Tecavüzün Meni (Önlenmesi) Davası,
  • (Maddi Ve Manevi) Tazminat Davasıdır.

Gerek hukuk prosedüründe ihtiyati tedbir almada yaşanan sorunlar ve gerekse cezai prosedürün arama, el koyma gibi önleyici tedbirlere haiz olması, suç eşyası malın müsadereye tabi olması ve cezai prosedürün hukuki prosedüre göre daha pratik ve zaman kazanma açısından avantajlı olması uygulamada cezai prosedüre daha çok başvurulmasını gerekli kılmıştır.

Manevi Haklara Tecavüz durumunda;

Alenileşmiş olsun veya olmasın, eser sahibi veya halefinin yazılı izni olmadan bir eseri umuma arz eden veya yayımlayan, sahip veya halefinin yazılı izni olmadan, bir esere veya çoğaltılmış nüshalarına ad koyan, eserini kendi eseri veya kendisinin eserini başkasının eseri olarak gösteren veya 15. maddenin ikinci fıkrası hükmüne aykırı hareket eden, eser sahibinin yazılı izni olmaksızın bir eseri değiştiren, kişiler hakkında dört yıldan altı yıla kadar hapis ve para cezasına hükmolunur.

Mali Haklara Tecavüz durumunda;

Bir eseri herhangi bir şekilde işleyen, çoğaltan, eser veya işlenmelerinin kendi tarafından çoğaltılmış nüshalarını satan veya satışa veya tedavüle arz eden, eseri temsil eden veya topluma açık yerlerde gösteren, bu gösterimi düzenleyen veya dijital üretim de dâhil olmak üzere her nevi işaret, ses ve/veya görüntü iletimine yarayan araçlarla yayan veya yayımına aracılık eden, eseri kiralayan veya kamuya ödünç veren, yapılan nüshaları yasal veya yasal olmayan yollardan ülkeye sokan ve her ne şekilde olursa olsun ticaret konuşu yapan ve kullanan, kişiler hakkında dört yıldan altı yıla kadar hapis ve para cezasına hükmolunur.

Efor Patent | Tescilleyin Sizin Olsun!