Neden “Marka” Olamıyoruz?

Marka olmak, iş hayatında yer alan herkes için oldukça önemlidir. Fakat Türkiye’de özellikle “Markalaşma” faaliyetlerine yeteri kadar önem verilmemektedir. Çünkü, ülkemizde ki işletmeler, marka olmayı ve markalaşmayı sadece marka logo tasarımıi iyi bir slogan tescili ve marka tescilinden ibaret olarak düşünüyor. Ancak markalaşmak sadece marka- patent alma ve logo oluşturmadan ibaret değildir. Eğer bir marka yaratacaksanız, markanızın içini dolduracak ögeler ciddi bir şekilde ele alınmalı ve bu konuyla alakalı bir yol haritanız olmalıdır.
Ülkemizdeki işletmelerin %96’sını küçük ve orta çaptaki işletmelerin yani KOBİ’lerin oluşturması, markalaşma konusunda önemli engellerden biridir. KOBİ’lerin çoğunun belli bir vizyonu, misyonu ve ciddi oranda büyüme stratejileri olmadığından, birbirinin benzeri işletmeler ortaya çıkmıştır. Jack Trout’un “Farklılaş Ya Da Öl!” dediği bir dünyada birilerinin kopyası olmak, sizi öldürecek kadar ciddi bir hatadır. Farklılaşmayı getirebilecek en önemli adımlardan biri ise inovasyondur. Genel olarak, yerel pazara bakıp sektörü incelediğimiz zaman Amerika menşeli markaların üstünlüğünü görürüz. Mesela, içecek sektörüne baktığımızda Coco-Cola ve Pepsi, fastfood zincirinde Mc Donald’s ve Burger King, bilişim sektöründe ise Apple ve Microsoft firmalarını görüyoruz. Dünyada bulanan büyük ilaç firmaları ise, hem piyasa hem de marka değerlerini inovasyona yani ARGE faaliyetlerine ayırdıkları sermayeye borçlulardır. Bu yüzden inovasyon, şirketlerin gelişmeleri açısından oldukça önemlidir.

Peki Nasıl Markalaşabiliriz?

    • Araştırma-Geliştirme faaliyetlerine önem verip, farklı, benzersiz ve yeni ürünler geliştirmek için planlar yapmalıyız.
    • İşletme içinden ve dışından gelen fikirlere önem vermeliyiz.
    • Marka stratejilerini belirleyip, bunlara uygun aksiyon planlarını oluşturmalıyız.
    • Markalaşma süreci kısa vadede yapılabilecek bir şey değildir. Bu nedenle işletme yönetme mantığını, kısa, orta ve uzun vadede olacak şekilde zamana yaymalıdır.
    • İşletmelerin ilk amacı müşteriyi kazanmak olmalıdır.
    • Müşterilerin ihtiyaç ve beklentilerini fark etmemiz ve ihtiyaçları doğrultusunda hareket etmemiz gerekmektedir. Çünkü bugün, dünya çapında bilinen markalara baktığımız zaman müşterilerini iyi incelediklerini, müşterilerinin ihtiyaç ve beklentilerini müşterilerden daha iyi anladıklarını görmekteyiz.
    • Eğer gerçekten dünya çapında bir marka olmak istiyorsak, sadece iç pazarda değil, dış pazar faaliyetlerinde de aktif rol oynamalıyız.
    • Marka bilinirliğini ve farkındalığını arttırmanın yollarını bulup, bulduğumuz yöntemleri kullanmalıyız.
    • Pazar araştırma süreçlerini ve tüketicilerin eğilimlerini gösteren analizleri dikkate almalı, müşterinin nabzını sürekli tutmalısınız.

Unutmamanız gereken en önemli şey ise markalaşma sürecinin kısa vadede sonuç verecek bir süreç olmadığıdır. marka tescili ile başlayan Markalaşma için sabır göstermemiz gereklidir. Hedeflerimize odaklanırken, kararlaştırmış olduğumuz stratejilerimizi doğru ve emin adımlarla uygulamak çok büyük önem taşımaktadır. Ancak bu şekilde olmak istediğimiz yerde olabilmemiz mümkün olabilir.

Efor Patent / Markanızı Tescilleyin Sizin Olsun!