Taklit ürünleri üretenlere 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngören Patent Kanun Tasarısı, TBMM Sanayi Komisyonu’nda görüşülmeye başlandı.

 

Komisyon toplantısında tasarıya ilişkin bilgi veren Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Türkiye olarak bilim ve teknoloji alanında, uzun vadeli ve kalıcı çözümler üretme, etkin işleyen teşvik mekanizmaları geliştirme ve sağlam kurumsal yapılar oluşturma gayreti içerisinde olduklarını söyledi. Bakanlık olarak öncelik verdikleri alanların başında sınai mülkiyet hakları ve sınai mülkiyet sistemi geldiğini kaydeden Ergün, “Sınai mülkiyet hakları dünyada rekabetin en önemli argümanlarından biri haline gelmiştir. Dünyanın en büyük bilişim firmaları arasında (Apple, Samsung vs) son dönemde yaşanan “patent savaşları” bu rekabeti gözler önüne sermektedir. Bir ülkenin kendi iç dinamiklerine uygun bir şekilde tasarlanmış ve etkin işleyen bir sınai mülkiyet sistemi, o ülke için çok büyük bir rekabet avantajı sağlayabilir. Hızla büyüyen istikrarlı ekonomisiyle sınai mülkiyet haklarının gelişimi için bulunmaz bir ortama sahip olan Türkiye, kuşkusuz bu potansiyeli değerlendirmektedir ve değerlendirecektir” dedi.

 

 

Türkiye’de işleyen bir sınai mülkiyet mevzuatı bulunmakla birlikte, sistemin aksayan taraflarının iyileştirilmesi ve ülkenin yeni dinamikleri doğrultusunda potansiyelinin harekete geçirilmesi için bir takım yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu belirten Ergün, şunları söyledi:

 
“Son dönemde Türkiye’nin önemli bir potansiyeli haline gelen ve önümüzdeki dönemde yenilik ve teknoloji üretimi konusunda adından çok daha fazla söz ettirecek olan üniversitelerimizi sınai mülkiyet sistemine dahil etmeden ilerlemeye kalktığınızda, sistemin en önemli unsurlarından birini göz ardı etmiş olursunuz. Hazırlamış olduğumuz Kanun Tasarısıyla genel olarak sınai mülkiyet mevzuatının Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar ile getirilen yeniliklere uyumunu sağlamayı, sınai mülkiyet mevzuatının suç ve cezalara ilişkin hükümlerinin kanunla düzenlenmek suretiyle Türk Ceza Kanununa uyumunu sağlamayı ve Türk Patent Enstitüsünün kurumsal kapasitesini güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Düzenleme ile hedeflediğimiz en önemli yeniliklerin başında, üniversitelerin de patent sahibi olabilmesi geliyor. Böylelikle bu buluşların çok daha etkin bir şekilde korunmasının ve ticarileştirilmesinin önünü açmış olacağız. Bu buluşlardan elde edilen gelirin en az yüzde 30’u öğretim üyesinin olacak. Böylelikle hem üniversite hem öğretim üyesi para kazanacak. Bu düzenlemeyle akademisyenlerimizin ticarileştirme zorluklarından ötürü patent başvurusu yapma konusundaki çekincelerini de gidermiş ve üniversitelerimizdeki mevcut buluş potansiyelini ortaya çıkarmış olacağız.”

 

 

‘Irkçı Tasarımlara Geçit Yok’

 
Ergün, geçmiş dönemde başvuru sahiplerinin daha hızlı patent alabilmesi düşüncesiyle geliştirilmiş olan ancak uygulamada ve yargı süreçlerinde sorunlar ortaya çıkaran “İncelemesiz Patent Sistemi”ni kaldıracaklarını söyledi. Ergün, “Yine tescil sürecine ilişkin olarak, patent başvurularında tescil sonrası itiraz uygulamasını getiriyoruz, hakların yeniden tesisine imkan sağlayan düzenlemeler yapıyoruz.Tasarıda yer alan bir diğer düzenleme işçi buluşlarıyla ilgili bedel tarifesi ve uyuşmazlık halinde izlenecek tahkim usulü, Bakanlığımızın çıkaracağı bir yönetmelikle belirlenecek.Benzer şekilde önemli bir sınai mülkiyet bileşeni olan tasarımlar konusunda da tescil sistemini daha etkin hale getirmek için düzenlemeler yapıyoruz.

 

 

Bu kapsamda özgün tasarım çalışmalarının tescil ile koruma altına alınması amacıyla yeni olmadığı anlaşılan tasarım başvurularının re’sen reddedilmesi uygulamasını getiriyoruz. Ayrıca, konusu itibariyle suça tevşik eden, ırkçılık, küfür içeren veya terör örgütlerini simgeleyen semboller gibi kamu düzeni ve genel ahlaka aykırı tasarımları da re’sen reddediyoruz” diye konuştu.

 
Tasarımlarda itiraz ücretini kaldıracaklarını belirten Ergün, “Marka başvurularına ilişkin başvuru şartlarının başvuru sahipleri açısından açık ve anlaşılır olmasını amaçlıyoruz. Buna paralel olarak başvuruların şekli şartlar açısından incelenmesi; başvuru tarihinin şekli şartların yerinme getirilmesi bağlamında kesinleştirilmesi, şekli eksiklik durumunda verilecek süreler ve bu eksikliklerin giderilmemesinin sonuçlarını düzenliyoruz.Taklit ürünlerle mücadele kapsamında markayı taklit ederek depolamak marka ihlali olarak değerlendirilecek ve bu suçu işleyenler de bir yıldan üç yıla kadar hapis ve 20 bin gün adli para cezası ile cezalandırılacaklar. Yakalanan taklit ürünlere de el konulacak Sınai mülkiyet hakları arasında önemli bir yeri olan Coğrafi İşaretlerle ilgili olarak başvuruda bulunma hakkına sahip kişilerin kapsamını üreticilerden oluşan grupları da içermek üzere genişletiyoruz” dedi.

 

 

‘Antep Baklavasına Kriter’

 
Coğrafi işaretlerin tescilindeki temel amaçlardan biri de kalitenin ve aranılan özelliklerin sürekliliğini sağlamak olduğuna işaret eden Ergün, şunları söyledi: “Bu amaçla yapılan denetimlerin raporlama sıklığını 10 yıldan 2 yıla indiriyoruz. Böylece piyasanın kontrolünün sağlanması amaçlıyoruz. Coğrafi işaretlerin tescilindeki temel amaçlardan biri kalitenin ve aranılan özelliklerin sürekliliğini sağlamaktır. ani diyelim Antep baklavası, coğrafi işaret tescilinde bunun özellikleri belirlenmektedir. İşte hamuru şöyle olacak, içinde şu kadar şeker olacak, fıstığı böyle olacak, o zaman Antep baklavası olacak. Kim yaparsa yapsın, burada firma söz konusu değil. Ürünün, coğrafi işaretin kendisi söz konusudur. Kim yaparsa yapsın bu standartta, bu kalitede yaptığı takdirde Antep baklavası ünvanını, adını kullanabilir.

 

 

Bu kalitenin korunabilmesi sürekli hale gelmeli. Bununla ilgili kontroller 10 yılda bir yapılıyor. 10 yıl boyunca insanlara o özellikle olmayan ürünler, o özellikteymiş gibi sunulabilir. Şimdi denetim sıklığını 2 yıla indiriyoruz. Diğer sınai mülkiyet haklarında mevcut olan Enstitü kararlarına itiraz imkanını Coğrafi İşaretler için de getiriyoruz. Bilindiği üzere patent, tasarım ve coğrafi işaret mevzuatlarında yer alan suç ve cezalara ilişkin maddeleri, Anayasa Mahkemesin bir dizi kararıyla iptal edilmişti. Kanun Tasarısında, gerek Anayasa Mahkemesi Kararlarının ardından ortaya çıkan hukuki boşluğun giderilmesi gerekse ilgili hükümlerin TCK’ya uyumunun sağlanması amacıyla düzenleme yapıyoruz. Patent, tasarım ve coğrafi işaretlerin ihlali durumunda verilecek cezanın üst limiti on bin güne kadar adli para cezası olarak belirleniyor, bir başka ifadeyle cezanın üst limiti 1 milyon TL’ye karşılık geliyor. Cezaların ödenmemesi durumunda ihlallerde bulunanları hapis cezası bekliyor.”

 

 

’50 Uzman Yardımcısı Alınacak’

 
Türk Patent Enstitüsünün kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesinin önem taşıyan bir konu olduğun belirten Bakan Ergün, “Geçtiğimiz Aralık ayı başında Türk Patent Enstitüsüne 100 yeni uzman yardımcısı kadrosunu Bakanlar Kurulu Kararı ile ihdas ettik. Kanun Tasarısıyla 50 yeni uzman yardımcısı kadrosu daha ihdas etmiş olacağız. Böylece, Türk Patent Enstitüsünün kısa bir zamanda sınai mülkiyet alanında uluslararası bir otorite olmasının önünü açmış olacağız” dedi.

 

Türkiye’nin küresel markalar oluşturamadığı, ancak marka başvurularında Avrupa birincisi olduğunu belirten Ergün, şunları söyledi:

 

“Bizde marka başvurularının ağırlığını şunlar oluşturuyor. Ben bir isimde markalaşma eğilimi görüyorsam bunu tescil ettiriyorum. İleride birisi bu konuda markalaşma eğilimine girerse, ben tescil ettireyim, benden satın alsın bunu. Ben kendim markalaştırayım diye çaba son derece zayıf. Yani marka tescili yaptırılıyor ve rafa konuluyor. Adeta markalar tescili yapılıp yapılıp dolaba kilitlenir hale geliyor. Marka sayılarında bu kadar artışın olması bize ekonomik olarak bir şey kazandırmıyor. Yani markayı tescil ettiriyoruz, dolabı kilitliyoruz. Halbuki bizim işimiz bu markanın dünyada dolaşması, piyasada dolaşması, ürünlerin üzerinde olması. Eğer markalar ürünlerin üzerinde değilse, dünya piyasalarında dolaşmıyorsa, popüler hale gelip de bir ürünün değerini arttıran bir unsur haline gelmiyorsa sadece dolaba kilitlemekle bir şey elde edemeyiz. Yaptığımız değişikliklerle markaların dolaba kilitlenmek yerine ürünün üzerine ve değere dönüşmesini sağlamaya, nitelikli markalar olmasına daha fazla odaklanacağız. Bu nedenle, 2023 hedeflerimiz arasında en az 10 küresel marka oluşturmak şeklinde çok önemli bir hedef belirledik.”

Leave a Reply