Fikri mülkiyet hakları uluslararası nitelik taşımaktadır. Yapılan teknolojik gelişmelerle birlikte bu hakların korunmasına duyulan ihtiyaç gün geçtikçe artmış ve artmaya devam etmektedir. Geçmişten günümüze, kavramları uyumlaştırmak sahip olunacak hakların sınırlarını, süresini ve içeriğini belirlemek konusunda yoğun çalışmalar sürmüş ve sürmeye devam etmektedir. Tarih boyunca fikri mülkiyet haklarını düzenlemeyi amaçlayan hükümler içeren; Paris, Bern, Lahey, Locarno ve TRIPS gibi birçok anlaşma yapılmıştır.

 

Tasarımların hukuken korunmasının başlangıcı sanayi devrimine rastlar. Ulusal düzeyde ilk tasarım koruması 1711 yılında Fransa’nın Lion kentinde tekstil dokumalarına sağlanmıştır. Almanya’da ise ilk düzenleme 1721 tarihli Codex Augusteus’dür. İngiltere’nin ilk koruması 1787 tarihli olup, tekstil sektöründe yapılmıştır ancak bu düzenleme sadece tekstil alanıyla ilgili olup 2 ayla sınırlandırılmıştır. Koruma kapsamının bu kadar sınırlı olması, yeni düzenlemeler yapılması  konusunda teşvik edici nitelikte olmuştur.  Birkaç değişiklikten sonra tasarım hukukunda önemli bir ilerlemeyi  içeren  1839 tarihli kanun çıkarılmıştır.

 

Tasarımlar dünya genelinde “Paris anlaşmasının” hükümlerine göre korunur. Türk Hukukunda, 1930 yılında üye olduğumuz bu anlaşmaya uygun olarak, ilk defa 1995 yılında yürürlüğe giren 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre tasarımlar korunmaya başlanmıştır. 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, tasarımların korunmasını, “tescil” esasına bağlamış, Genel Hükümler kısmında, Amaç ve Kapsam kenar başlığı altında, “Bu Kanun Hükmünde Kararname, tescilli tasarımların korunması ile ilgili esasları kuralları ve şartları kapsar. Tescilsiz tasarımlar genel hükümlere tabidir.” denilmek suretiyle, ancak tescil edilmiş tasarımların 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin sağladığı korumadan yararlanabileceği ifade edilmiştir. Hukukumuzda  tasarımlar, Gümrük Birliğine giriş sürecinden önce, genel hükümlerle –özellikle FSEK ve haksız rekabet hukukuyla- korunmaktayken , Türkiye’nin Gümrük Birliğine giriş sürecinde topluluk mevzuatına uyum sağlayabilmek için 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile korunmaya başlanmıştır.

 

Modern anlamda tasarım koruması ilk olarak 19.yy’da gerçekleşmiştir. Fransa‘da tasarımlara ilişkin modern düzenleme 1806 tarihlidir. İngiltere’de 1839 ve 1842 tarihli kanunlar ile düzenlenmiştir. 1876’da Almanya’da ,1889 tarihinde İsviçre’de düzenlemeler yapılmıştır. Japonya’da ise ilk tasarım yasası 1888 tarihinde kabul edilmiştir. Amerika ‘da tasarımlara ilişkin ilk düzenleme 1842 yılında yapılmıştır. Amerika’da bugün tasarım patenti, 35 sayılı Birleşik Devletler Kanununda düzenlenmiştir. Ülkede buluşlara patent, tasarımlara ise tasarım patenti belgesi verilmektedir.

 

Tasarım ile ilgili uygulamalar bugüne ulaşana kadar, ülkelerin tasarım mevzuatları arasında çok büyük farklılıklar görülmekteydi. Örneğin, Fransa’da telif-tasarım ikileminde kümülatif koruma ilkesi üst derecede uygulanırken, İtalya ve Yunanistan gibi ülkelerde uygulama bu kadar kuralcı değildi. AB hukukunda 1998 tarihli Tasarım Yönergesi ve son olarak 2001 tarihli Tasarım Tüzüğünün yürürlüğe girmesi ile yasalarda çok önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Her ne kadar ulusal mevzuatlar 1998 tarihinde Yönerge ile uyumlandırılmış olsa da telif alanında yeterli uyumlaştırma sağlanamadığı için bununla ilgili şartlar ülkeden ülkeye değişiklik göstermektedir.

 

Ülkemizi mercek altına koyduğumuz zaman, tasarım tescili konusunda Avrupa’yı yaklaşık yüz elli yıl kadar geriden takip ettiğini görüyoruz. Uluslararası, bölgesel ve ulusal düzeyde yapılan tasarım tescili ile ilgili çalışmalar, daha gidilecek çok yolun olduğunu göstermektedir.

 

Leave a Reply

Chat with us on WhatsApp