Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, verdiği röportajda  üniversitelerin de  patent sahibi olmalarının yolunu açtıklarını belirterek, böylece üniversitelerdeki buluşların çok daha etkin bir şekilde korunmasının ve ticarileştirilmesinin önünü açmış olacaklarını söylüyor.

Bakan Ergün’ün verdiği bilgiye göre, buluşlardan elde edilen gelirin en az yüzde 30’u öğretim üyesinin olacak. Bu düzenlemeyle, akademisyenlerin  ticarileştirme zorluklarından ötürü patent başvurusu yapma konusundaki çekinceleri  giderilmiş olacak ve üniversitelerdeki mevcut buluş potansiyeli ortaya çıkarılacak.  Ergün’ün açıklamalarında gençlere de müjde yer alıyor. TÜBİTAK ve Türk Patent Enstitüsü arasında geliştirilen işbirliği protokolü kapsamında yerli patent başvuru sahiplerine her bir patent başvurusu için 3.000 TL karşılıksız teşvik verilecek. Ayrıca uluslararası patent başvurusu söz konusu olduğunda 100.000 TL’ye kadar teşvik söz konusu olacak.

İTÜ Makine Fakültesi Öğretim Üyesi Cemal Baykara, patent vekilliğinin önemine  ve bu alandaki altyapı eksikliğine dikkat çekerek: “Bizim ürettiğimiz bir ürün bugün ya da yarın taklit edilecektir. Buna karşı hiçbir tedbirimiz yok maalesef. Bunun için çaba sarf eden kuruluşlarımız var elbette, ancak bu konuda deneyimli, uzman kişileri bulmak çok kolay değil. Üstelik karşı tarafta bu konuda çok donanımlı uzmanların olması da işi zorlaştırıyor. Bizim patent olgusuyla tanışma tarihimiz çok eski olmasına rağmen,  bu konudaki uzman sayımız bir elin parmağını geçemeyecek kadar azdır. Hal böyle olunca,  patent vekilliği denen mesleğin önemi ortaya çıkıyor “ açıklamasını yapıyor.

Hedef 50 bin adet yerli patent başvurusuna ulaşmak

Patent ve Marka Vekilleri Derneği Başkanı Uğur G. Yaçıner de, Türkiye’nin önümüzdeki 10 yıl içinde, yani 2023 yılında hedeflemiş olduğu 500 milyar dolar  ihracat hacmi ve yıllık 50 bin  adet yerli patent sayısına ulaşabilmek için Türkiye sınai mülkiyet sisteminde bugün yaşadığımız eksikliklerinin acilen giderilmesinin şart olduğunu dile getiriyor. Patent vekillerinin de Baro gibi birliğinin olması gerektiğini belirten Yalçıner, bir ülkede ‘sınai mülkiyet hakları’nın etkin biçimde korunmasının, sağlıklı ve sağlam bir sanayinin ve kararlı ekonominin temel koşullarından biri olduğunu vurguluyor.

Ulusal patent başvurusunda umut verici artış

Türk Patent Enstitüsü (TPE) Başkanı Prof. Dr. Habip Asan’ın verdiği bilgiye göre, 2012 yılında Türk Patent Enstitüsüne 15 bin’in üzerinde patent ve faydalı model başvurusu yapılmış olup, bu başvuruların yarıdan fazlası yerli başvuru sahiplerine ait.  Yerli başvurularda bir önceki yıla göre artış oranımız % 14. Dünya ortalamalarıyla mukayese ettiğimizde iyi bir artış trendinden bahsedilebilir.  “Öğrencilerimize yenilikçi olma bilincinin çok küçük yaşlarda kazandırılmasının son derece önemli olduğuna inanıyorum”, diyen Asan,  her alanda çözüm üreten, yenilikçi ve vizyon sahibi bireylere ihtiyacımız olduğunu dergimizde dile getiriyor.

Yerli patent sayısı yabancı patent sayısının gerisinde 

Buluş Adamları Derneği  Başkanı Dr. Sungu Bazoğlu; Türkiye’deki her 100 patentten 96’sını yabancıların aldığını belirterek şu rakamları veriyor: “1995-2002 yılları arasında TPE’den alınan patentlerin yüzde 96’sı yabancılara ait iken, 1995 – 2012 yılları arasında TPE’de yabancıların aldıkları patentlerin  oranının ortalama yüzde 94’e düştüğü görülüyor. Bu kadar patent başvuru hibe desteği çabasına karşın on yılda yerli patent sayısını, yabancı patent sayısına göre ancak % 2 oranında artırabildiğimize bakılacak olursa, buluş ve patent konusunda daha fazla özendirici teşvikleri devreye sokmamız gerektiği görülüyor. 1995 yılında  58 yerli patente karşılık, 2012 yılında 1025 yerli patentin alınması  patent teşviklerinin  ne kadar doğru bir karar olduğunu gösteriyor. Ancak daha etkin destekler yoluyla yabancı ve yerli patentler arasındaki büyük farkın kapatılması gerekiyor…”

Leave a Reply

Chat with us on WhatsApp